İngilizlerin Türklere En İyi 10 İhracı
Off The Post‘ta Darius Vassell transferinden sonra liste yapmışlar. İngiliz futbolundan, Türk futboluna katkılar mealli. Liste aşağıdaki gibi;
- Colin Kazim Richards
- Harry Kewell
- Les Ferdinand
- Gordon Milne
- Dalian Atkinson
- Dean Saunders
- Ian Wilson
- Graeme Souness
- Kevin Campbell
- Barry Venison
Listeye baktığımda 2 Fenerbahçe, 4 Galatasaray, 3 Beşiktaş ve 1 de Trabzonspor’lu görüyorum. Detaylar da burada…
Bilica Gay Değilmiş
Bilica’nın gay olduğunu iddia eden yazıdan sonra çok söylendi sağda solda ama hiçbiri bu kadar doyurucu olmadı. O zaman da haber ilk çıktığında ”iddia edilen” ifadesini kullanmıştım, şimdi bakınca iyi ki bu ifadeyi kullanmışım diyorum. Breziya ağırlıklı yazılarıyla tanıdığımız lambuja, bu olay hakkında o kadar güzel bir yazı yazmış ki, söylenecek tek bir kelime bile bırakmıyor.
Zaten daha önce Bilica’nın kariyeri hakkında da karalamıştı. Ben de aktarmıştım ama bu son yazısı nefis oldu…
Blogların dinamik yapısı nedeniyle yazıyı buraya da aktarıyorum. Alıntı yaptığım adres de burada. Şimdiden Alper Öcal‘a teşekkürlerimi sunuyorum…
Futbol yazmaya ara verdiğim, TBL ve NBA karaladığım dönemde Cezasahası blogunda yer verilmiş, oradan ulusal basına düşmüş bir hikaye Poltrona 36. Kahramanlar Türkiye’de iz bırakan iki isim olunca tantanası çok oldu. Hikaye de Brezilya’da geçtiğinden hergün bir mail geliyor işin aslını astarını soran.
Ben olayın geçtiği Trovão Azul diye çağırılan özel otobüsün kaptan şoförü ya da muavini filan değilim. Brezilya futbolunun Türkiye’deki en büyük otoritesi de değilim. Sadece Brezilya’da oynanan futbolu seviyorum. Avrupa’ya sürekli oyuncu ihraç eden yapıyı izlemek, yeni yeni sivrilen yeteneklerin farkında olmak zevk veriyor. Tribünlerin ateşi, kulüplerin, oyuncuların çok renkli olması da ayrıca ilgimi çekiyor. Bütün bunları da burada paylaşıyorum.
Bu olayı da daha önce duymadım zira genelde ulusal basını takip ediyorum, yerel basını fazla takip etme şansım olmuyor. Velakin o kadar çok mail geldi ki, araştırma gereği duydum.
Önce şunu bilmelisiniz ki, Brezilya bu olayla çalkalanmamıştır. Poltrona 36 daha ziyade Gremio’nun ezeli rakibi olan Internacional taraftarının sahip çıktığı yerel bir efsanedir. Google Brezilya’dan yaptığınız aramada karşınıza çıkacaklar bloglar ve forumlardan başka birşey değildir. Poltrona 36 meselesine dair ulusal basında hiçbir şey bulamazsınız. Globo, Terra, Lance, UOL. Hiçbirinde yoktur. Yoktur zira olaya dair ne görsel bir materyal, ne de resmi bir demeç bulunmamaktadır.
Öyle 1-1,5 ay filan değil 1 hafta araştırmak Brezilya’da konuyu ulusal basının neden ele almadığını anlamak için yeterli.
Ben yine de merak edip Globo televizyonunda spikerlik yapan, aynı zamanda magazin ağırlıklı bir futbol programı olan FootBrazil’i hazırlayan ve Pitacodogringo isimli sağlam da bir blogu olan Jon Cotterill’e sordum Poltrona 36 hakkında ne biliyorsun diye. Aldığım cevap şu oldu;
Hello Alper,
I’d never heard of the ‘Poltrona 36’ incident before. But I did some checking and it’s probably just complete rubbish. It’s probably just some bullshit put out by Internacional fans (Grêmio’s biggest rivals). Anyway, I’ve never heard any Brazilians talking about it.
Which ‘Jornal Do Comercio’ do you mean? There’s quite a lot of them here. But whichever one it is, it’s not that famous for football/sport.
Jon
Poltrona 36 ile ilgili tek kaynak vardır o da Adão Oliveira isimli, normalde ekonomi ve siyaset yazan Brezilyalı bir köşe yazarının, Porto Alegre’nin yerel bir ekonomi gazetesi olan Jornal do Comércio‘da yazdığı köşe yazısıdır. Cezasahası blogunun olayı alıntıladığı Dossie Gremio adlı blogda Gremio’nun 2. lige düşüşü, tahminimce Gremio’nun ezeli rakibi olan bir Internacional sempatizanı tarafından kaleminden, alaycı bir dille anlatılır. Sonunda da Poltrona 36′ya yer verilir, ancak bu olaya dair onun da dayanağı aynı köşe yazısıdır.
İlginç olan bu köşe yazısının olayın yaşandığı Parana maçının neredeyse tam 2 ay sonrasında, yeni sezon başlayacakken yazılmış olması ve Gremio başkanlarının gördükleri manzaraya dair rivayeten söyledikleri dışında bir kaynak belirtilmemesidir. Parana maçı 6 Kasım 2004 tarihinde oynanmış, yazı ise 30 Aralık 2004 tarihinde kaleme alınmıştır.
Üstelik o köşe yazısında dahi Fabio Bilica ve Capone ismi geçmez. Bu isimleri kimin ortaya attığını bilmiyorum. Yazarın kişisel web sitesi var, ordan ulaşmaya çalıştım, elektronik posta da yolladım ancak cevap gelmedi.
Cezasahası blogunun yaptığı birkaç yanlışı da ben düzelteyim. Gremio takımı Parana maçından sonra küme düşmemiştir. 6 maç daha oynanmıştır Parana maçının ardından – listesi aşağıda – , ve 3. maç olan Atletico Paranaense maçında resmen küme düşmüşlerdir. Bilica & Capone de Parana maçından sonra takımdan kesik yememiştir. Oynamaya devam etmişlerdir, hatta Parana maçının hemen ertesinde oynanan Ponte Preta maçında Bilica 1 gol atmıştır.
Grêmio 6-1 Ponte Preta ( 13 Kasım 2004 )
Vitória 2-1 Grêmio ( 20 Kasım 2004 )
Grêmio 3-3 Atlético-PR ( 28 Kasım 2004 – küme düşülen maç )
Santos 5-1 Grêmio ( 5 Aralık 2004 )
Grêmio 0-1 Atlético-MG ( 11 Aralık 2004 )
Guarani 2-0 Grêmio ( 19 Aralık 2004 )Üstelik Bilica da Capone de çoluk çocuğa karışmış genç adamlardır.
Internacional’in otobüsünde 36 numaralı koltuk bulunmaz ama 35 de bulunmaz. Yerel basın bu koltukların olmayışını Poltrona 36 dedikodusuna atfen sütunlarına ve bültenlerine taşısa da Internacional başkanı Piffero böyle bir provokasyon içerisinde olmadıklarını ve otobüsün en arkasındaki bu koltukların teknik ekip için uzun seyahatlerde toplantı yapılabilmesi amacıyla kaldırılıp, yerine masa konduğunu söylemiştir.
1-1,5 ay araştırılan bir skandalda şu 3 noktayı kaçırmak bir acayiptir.
Hülasa Poltrona 36 hiçbir zaman kanıtlanmamış bir dedikodudur. Güzide basınımızın dayanaksız haberlerden farkı yoktur velakin Internacional taraftarı bu sansasyonel dedikoduyu çok sevmiştir. Zira ellerine Gremio’nun ibneliğiyle ilgili yeni bir koz geçmiştir. Eskisi de 1970′li yıllarda kurulan ve ilk gay taraftar topluluğu olma özelliği taşıyan Coligay taraftar grubudur. Mazisi şuradadır. Bu grup diğer gayler için de ilham kaynağı olmuş ve o dönem başta Flamengo’nun FlaGay grubu olmak üzere birçok gay grup türemiştir.
Benzer geyikleri Gremio taraftarı da, Internacional’in Copa Libertadores maçının ardından Meksika dönüşünde uçakta Bolivar ve Taison’un ’samimi’ pozlarına atfen yaparlar. Poltrona 24 derler onlar da. Ancak ses getirmemiştir, zira bunu yazacak bir Adão Oliveira yoktur. Olsa onlar da epey eğlenirdi sanırım.
Ben yine de Cezasahası bloguna borçluyum. Bilica meselesine ait birçok bilmediğim şey öğrendim Poltrona 36 meselesini araştırırken.
- Gremio’da birçok antrenmana sarhoş çıktığı.
- Evliyken ve Ancona’da oynarken İtalyan bir kadınla yasak bir aşk yaşadığı. O kadın maça gelince ve İtalyanlar da eşi zannedince işlerin karıştığı. Bilica’nın kadıncağızı görmezden geldiği.
- Sivasspor’da oynarken Brezilya’ya devre arasında tatile gittiğinde, Recife havaalanında boşandığı eşinin ve kızının nafakasını ödemediği için tutuklandığı. Ödedikten sonra serbest bırakıldığı gibi.
Keşke 1-1,5 ay süren araştırmada Bilica’nın ulusal basına malzeme olan, kanıtı ve dayanağı bulunan bu gibi kusurları bulunsaydı ya da oynadığı takımların çoğunda küme düşmüş olması yazılsaydı; “burada yaparsan bunları canına okurlar” denseydi. Ama medya ve tribün için homoluk daha büyük sansasyon tabi.
Demek ki neymiş. Blog da olsa, ulusal basın da olsa her yazılana çizilene inanmamak lazımmış. Her iddianın, iddia olduğunun bilincinde olup bu yazı da dahil hepsine şüpheyle bakmak lazım…
Çarşı’nın Yengesi Aida Yespica
Hepiniz Nuria Bermudez’siniz diye sayfalarca yazılar yazan, eğlenen, forza beşiktaş forum gençliği, iş kendi yengelerine gelince anında tüm sayfaları kilitleyip, forumdan da eski konuları kaldırmışlar. Bir de Recep İvedik’in fotoğrafını koyup, yaptıkları işle ahlak dersi veriyorlar.
Kendi adıma söylüyorum, omurgasızlığınıza o kadar çok alıştık ki, hiç şaşırtmadınız yine. Zamanında Nuria Bermudez’in de fotoğraflarına yer vermiştik 3 Puan‘da. Daha önceleri de Jardel’in karısı boy boy yer aldı medyada. Hiç düşünmediniz mi, bizim de başımıza gelecek bu diye… Şimdi sıra siyah beyazlılarda.
Bu kadar girizgahtan sonra Ferrari’nin karısı, Çarşı’nın yengesi Aida Yespica‘yı yakından tanıyalım!
Beşiktaş’ın işi belli olmaz. Son anda transfer gerçekleşmeyebilir. Ferrari kanlı canlı görünmeden, potansiyel yengedir şimdilik.. Bunlar da videoları; 1 , 2 , 3 , 4 , 5
3 Büyük, 3 Farklı Forma Reklamı
Uzun zamandır görmek istediğim bir şeydi. Reklamları domine eden şirket, taraflara sempatik görünmek için forma reklamını 3 kulübün birden alıyordu. Artık geride kaldı.
2009-2010 sezonunda Fenerbahçe formasında Avea, Beşiktaş’ta Cola Turka, Galatasaray’da ise Turk Telekom yer alacak. Hepsinin pazar payı ayrı, dolayısı ile ayrı ayrı bedeller ödenmeli.
Bilyoner.com’un taraftar sayısına bakıp kulüplerin büyüklüğünü analiz edeceğimize, forma reklamlarının bedellerini ve sponsor gelirlerini analiz edelim. Bu daha somut bir veri olur en azından…
Fenerbahçe kulübü Avea ile olan ana sponsorluk ve göğüs reklamı anlaşmasını 2013′e kadar uzattı. Buna göre yıllık 3.7 milyon dolardan 4 yılda 14.8 milyon dolar gelir elde edecek. Turk Telekom ile de, yıllık 2 milyon dolarlık anlaşma imzalandı. Telsim tribünü diye adlandırılan tribün Turk Telekom’a çevriliyor ve 4 yılda toplam 8 milyon dolar gelir elde ediliyor.
Galatasaray cephesinde ise 10 yıllık stadyumun isim hakkın, göğüs reklamı ve ana sponsorluk çerçevesinde Turk Telekom’a devredilmiş. Turk Telekom rakamın açıklanmasını istemediğinden bu konuda net bir rakam yok. Dolayısı ile yapacağımız yorumlar da gerçekçi olmayacaktır.
Beşiktaş ise Cola Turka ile 4 yıllık 21 milyon dolarlık bir anlaşma izmaladı. Senede 5.25 milyon dolar ediyor ki bu da oldukça iyi bir ücret. Kol reklamı, delgado’nun transferi ve basketbol gelirleri ile bu ilişkiler oldukça karışık..
Arşivde de güzel bir forma reklamı hikayesi duruyor.
Doğuştan Galatasaray’lı Michael Owen
Galatasaray’ın sağ gösterip soldan vuran transfer politikasının son hamlesi belki Owen olacak. Evet, bildiğiniz Michael Owen… Owen olursa, bu sefer sağ gösterip de sol vurmuş olmayacak ama, büyük bir ismi Türkiye’ye getirmiş olacak. Evvela ben Haldun Üstünel’in o uzun saçlarına karşı sempati beslemeye başlarım. Sonrasını bilemem…
Fotoğraf Şubat 2002′deki Galatasaray’ın Liverpool ile oynadığı Şampiyonlar Ligi maçından. Men Behind Ball’dan yakaladım. 1-1 sona ermişti. Owen meğersem o gün imzayı, Adnan Polat’ın kasaya koymuş. Bu arada arşivde de Kaka Fener’de duruyor. Pires Artık Aslan işine dönmesinde…
Eurosport’un raporunu da buraya ekleyelim.
Owen is linked with a move to Turkey, with Galatasaray boss Frank Rijkaard reportedly keen on reuniting him with former Liverpool team-mate Harry Kewell.
Arda’nın Ufaklığı
Ufaklık fotoğrafları bir bir çıkıyor Arda’nın.
Gönlümüzdeki fotoğrafı tabi ki burada…
Mehmet Topuz; Tipik Bir Beşiktaşlı…
Bu aralar sıkça, dış mihtaklara link veriyorum. Paylaşmak güzeldir.. Bu seferki konuğum nickfallin. Mehmet Topuz hakkında çok güzel yazmış. ”Yenilir yutulur değil” cinsinden laflar. Boğazda kalması için buraya da ekleyelim…
mehmet topuz’u kayseri’den transfer etmek isteyen demirören mehmet’le anlaşarak oğlana beşiktaş formasını giydirir. bu esnada mehmet beşiktaş benim çocukluğumdan beri tuttuğum hayalimdeki kulüp geyiğini sunar. beşiktaş zaten bizi istiyor mesajını vererek oyuncuyu ucuza getirmek niyetindedir. fenerbahçe ise piyasa kuralları gereğince önce kulüple anlaşır, işler karışır. sonunda mehmet fenerbahçe’de kalır.
bakalım arda turan için ne demişiz:
“taraftar adını verdiğimiz gaz organizmanın bir masaya yatırılıp incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. her çıkış yapan topçunun ben çemişgezeksporlu doğdum bu forma ile öleceğim geyiğine aynı coşkuyla kanıp sevinebilen başka bir tür yok çünkü.
aynı boku baliç yedi; galatasaray forması giyeceğime kefen giyerim dedi; çok değil beş sene sonra florya da sarı kırmızı çift taraflı formayla idmana çıkıyordu. tümer metin türkiye kupası finalinde fener’e kolum girsin yapıyordu, birkaç ay sonra samandıra’da düz koşuya başladı.
emre keza şimdi benim babam fenerliydi ilk formam fener forması ayağı yapıyor; tuncay da hiç sıkıntınız olmasın otuzlarına gelip piyasası düşünce o bir baba hindi yaptığı tribünlere üçlü çekmeye gidecektir.”mehmet gördüğüm kadarıyla tipik bir beşiktaşlı.
lafa geldi mi onlardan büyüğü, kralı yok. ama aziz yıldırım’ın karşısına oturunca bizim kartal’ın sesi kısılmış anladığımız kadarıyla.uçakla gelmiş istanbul’a kuzu kuzu, aziz yıldırım’ın jipinin arka koltuğunda resim ve videolar ntv spor’da mevcut.
ama yeterince beşiktaşlı değilmiş allahtan da kucakta değil arka koltukta gidiyor. *
Fotoğraf hakkında iki üç laf sıkıştırmak isterdim ama, gördükçe içim burkuluyor, üzülüyorum… Uzatmayayım o yüzden…
Dış Mihraklar
İki blogda da görüp, çok hoşuma giden videoları paylaşmak istedim. Biraz eğlence zamanı…
Önce Papazın Çayırından gelsin..
(Uzun zamandır gördüğüm, en güzel video)
Şimdi de Footballovedan..













